24 Ağustos 2006

yanıyor..

Ormanlarımız her yaz olduğundan daha çok yanıyor...Onlarca yılda oluşanlar birkaç saatte gidiyor...acı..İzmir'in Selçuk ilçesine 1996'da gidip 1 ay kalmıştım...Oldukça eğlenceli geçmişti. Sık sık çevredeki hoş yerleri gezdik. Bir gün de 3 arkadaş otostopla Meryem Ana evine gitmiştik. Selçuk'tan yukarı çıkana kadar her yer yemyeşildi. Şimdi onların bitmiş&gitmiş olması çok üzücü...
Efes, Meryem Ana, Yedi Uyuyanlar biraz zorlayarak Kuşadası...Selçuk güzel yer vesselam...Eğlence yüzünden o yıl tekrar girdiğim ÖYS sonuçlarının açıklanacağı tarihi bile unutmuştum. Sabah kahvaltı ederken sınav sonuçlarının açıklandığını TV'den öğrenip doğru gazeteciye gitmek de ilginç olmuştu. Evet Boğaziçi'ni kazandığım haberini Selçuk'ta böyle lakayt! bir biçimde öğrenmiştim :)

batman

18 Ağustos 2006

yerse..

Bir süre önce şirketten Genel Koordinatörümüz ile birlikte Mecidiyeköy'de bir şirkete bir projemiz konusunda ziyarete gidilir. Araç için yer bulmak oldukça zordur. Ali Sami Yen'in yanındaki büyük otopark ta pas geçilir. Acelemiz vardır. Tekel'in yan sokağında bir yer bulunur. Park edilir. Hemen değnekçimiz -otopark görevlisi demeye dilim varmıyor. Bildiğiniz sokak - peydahlanır.
Değnekçi: Abi peşin alıyoz. 10 YTL.
Biz: (J)Ohannesburg. Sokağı almıycaz kardeşim. 1 saat kalıp gidicez.
D: Abi maç günleri böyle.
Biz: İyi de biz maça gelmedik.
D: Ha öyleyse 5 verin yeter.
Olay 5 YTL'ye halledilir.
Tarife: Maça gelen öpülür: 10 YTL
Yerse- İtiraz edilmezse: 10 YTL
Yemezse: 5 YTL
Bre öküz değnekçi yaz sıcağında tebdil-i kıyafetli iki kişi ellerinde çantalar, resmi şekilde öğleden sonra 4'te maça mı gider.

15 Ağustos 2006

12 Ağustos 2006

Fraktal


Fraktallar ile tanışmam üniversitede oldu. İlk gördüğümde çok ilgimi çektiği söylenemez. Okul değiştirip Calculus dersini tekrar alınca gördüm ki ders kitabının kapağında güzel desenli koskoca bir fraktal..İşte o zaman araştırmaya başladım...
Önce tanımını verelim:
..."öyle bir cisim olsun ki hangi noktasını alırsak alalım büyütüp baktığımızda yine başlangıçtaki şekille karşılaşalım ve bu işleme ne kadar devam edersek edelim aynı olay tekrarlansın. işte fractal, yani kendine benzerlik kavramının tanımı bu"...matematiğin aydınlık dünyası Sinan Sertöz
........
Yani büyüt büyüt aynı şeyi elde ediyorsun çok ilginç...Ama görsel güzelliklerinin yanısıra beni etkileyen asıl olay herbirinin bir kompleks matematiksel fonksiyonun yansıması olmasıydı...
Bilim + görsellik : Bir insan daha ne ister ki :) (Mükemmel kadın gibi :)
Farkları şu: Fraktallar var , mükemmel kadın ütopya
Üç dört yıl önce bulduğum bir programa gerekli parametreleri verdiğinizde ortaya çok güzel fraktallar çıkarıyordu.. Burda bol miktarda örnek var

Algıda seçiciyim

"Ne renk olursa kaşın gözün elin
Karşındakinin gördüğüdür rengin."
Can Yücel

Yüzyılın gerzekliği


Nette gezinirken yandaki fotoya rastladım. Hemen 2 gün önce olan, gazetelerin 'yüzyılın gerzekliği' diye duyurdukları metroya sondaj çalışması aklıma geldi. Amcaları metro durdurmasaydı sanırım mağmaya kadar yolları vardı.
Metro demişken bu konudaki şikayetimi de ileteyim. Bir çeşit sikayetvar.com hesabı...
İşe gidip gelirken metroyu kullanıyorum. Trafik yok dert yok (sayılır).
Bir: Son günlerde sinyalimiz kapalı diye anons edilip zırt diye yolun ortasında duruyoruz herkes birbirine aptal aptal bakıyor. Bu git gel planlamasını yapamıyorsanız laf yok size...
Ki: Metroda çoğu zaman eyır kondişın çalışıyor. Serin serin gidiyoruz güzel...ama şunun hesabını yapın kardeşim: İçerisi buz gibi, bu adam dışardan 30 derece sıcaklıktan içeri giriyor. Sonra benim gibi al şifayı. Her gün aynı olay. Yaz ortasında öksürüp duruyorum..Doktor masrafımı ödemen lazım ey İstanbul Ulaşım AŞ

24 Temmuz 2006

Dünyadan 100 gökdelen .. Bizden hiç olmaması ilginç..

20 Temmuz 2006

80s

80'lerde bir Michael Jackson, bir Madonna bir de Mory Kante vardı...(diğerlerini saymaya kalkmayalım şimdi.) Mory Kante'nin Yeke yeke'si karşıma çıkınca eski günlere döndüm...Çeşidin az olduğu o ortamda daha mı mutluyduk acaba? Yoksa Schopenhauer haklı mı ¿

19 Temmuz 2006

özü sözü 1

"tum sinirlamalar kisiyi mutlu kilar. gorme, etki ve temas alanimiz ne denli dar ise o denli mutlu oluruz; ne denli genis ise o denli siklikta kendimizi azap icinde ya da urkutulmus duyumsariz. cunku bu alanla birlikte kaygilar, istekler, urkunc seyler de cogalir ve büyür..." - schopenhauer
Richard Bach'in Mavi Tüy kitabında bir söz var ki, yaşamında dönüm noktası olmuştur: "Hiç bir niyet yoktur ki, kişiye verildiğinde onu gerçekleştirebilecek olan güç de birlikte verilmemiş olsun."

29 Mayıs 2006

loooooong run

Geçen entry'lerin (bunun Türkçesine 'giriş' mi desek acep ¿) birinde geçmişin tozlu arşivine girip istatistik dersinden alıntı yapmıştım...bugün de karşıma Macroeconomics dersinden bir söz çıktı...internette gezinirken rastladım
''In the long-run we are all dead'' J.M. Keynes
Makro hocamız Emre Alper bir süre 'long-run' ile 'long run' arasındaki farkı ve 'tire'nin önemini anlatmıştı..tabi ki hatırlamıyorum...ama Keynes amcaya katılmamak imkansız..şöyle 2 kere 2 tadında birşeyler söylesinler canımı yesinler...ekonomi tarihi ve teorisi ile az buçuk ilgilililer bilirler ki ekonomide ekoller vardır: Neoklasikler , Keynezyenler gibi..birinin ak dediğine diğeri kara diyebiliyor...Ekonomi okuduğuma memnun muyum toplamda evet :)
+ >>> -
Derslerde çok defa düşünmüşümdür: Bu bir sosyal bilim !?!¿ ...bazı kesinlikler var ama birçok şeyi assume etmek sıkıcı...işi geyiğe döktüğümüz çok olmuştur...ama demokrasideki gibi seçme hakkın var..''ben olaya ......ler gibi bakıyorum. Bu yüzden şu olur bu olur'' gibi ahkam kesebiliyorsun...
Pozitif bilimler ise kesin...tek sonuç var...kısıtlanmışsın ama bulduğun sonucun doğru olduğunu biliyorsun...Seçim sizin

Bu arada long run ne kadar long? short ta ne kadar short?
Short Run vs. Long Run In Summary
Short Run: Some inputs variable, some fixed. New firms do not enter the industry, and existing firms do not exit.
Long Run: All inputs variable, firms can enter and exit the market place.


İktisat 3. sınıf olup da hala bunu bilmeyenler olduğunu tahmin ediyorum ;)

Blogda bunun gibi bazı kısımlar İngilizce oluyor...biraz tembellik, biraz mükemmeliyetçilik biraz da 8 yılın verdiği alışkanlık...İngilizce bilmeyenler kusura kalmasın..beğenmeyen de okumasın

dogfight day

Yazar benim düşüncemi çalmış gibi geldi :) arkadaşlarımdan biri ispiyon etmiş, bildirmiş hırkız :)
ben 1 Haziranı 'Dünya İt Dalaşı Günü' ilan ediyorum...hadi herkes uçaklara...uçağı olmayan fare deliğine....
''Sorunun çözümü kolay
Her iki ülkenin pozisyonu belli ve tescil edilmiştir. O zaman, her Allah'ın günü uçak kaldırıp malumu yeniden ilan etmenin ne yararı var?Bu inadın benzin, uçak, pilot zamanı, sinir aşınması ve iyi niyet olarak maliyeti hiç hesap edilmiyor mu?Bir uçağın her sortide sadece benzin masrafı 10.000 dolardır. Düşen uçakların her birinin maliyeti 40-50 milyon dolar arasındadır.Bu paraların daha verimli harcanacağı yer yok mu, arkadaşlar? Sorunun çözümü kolay. İki taraf otursun. Yılın bir gününü İt Dalaşı Günü ilan etsinler. Türk savaş uçakları o gün tartışmalı bölgelerde uçsun. Yunan uçakları onları karşılasın. Biraz cilveleşsinler. Herkes evine dönsün. Bu abesle iştigal sona ersin.''

Yazının tamamı burda..Yaşa MM abi..

28 Mayıs 2006

özlü

"Mutsuz kadın saçlarını değiştirir, mutsuz futbolcu da arabasını."
Futbolcu Ali Güneş, psikolojiyi çözmüş.

25 Mayıs 2006

bir CRM hikayesi

olay yakın arkadaşlarımdan birinin başından geçiyor...esas oğlanımız Ufuk...sahne 1:
Ufuk arkadaş nişanlıdır...nişanlısı ve ailesi Biga'da yaşamaktadır...Ufuk kardeş askerlik öncesi Biga'ya helalleşmeye gider. (Helalleşmek bahane...aşk şahane) Müstakbel kayınpeder çiftçidir ve New Holland marka yeni bir traktöre Törkiş liraları saymıştır. Amma velakin traktörde sorun vardır..Biga'daki satıcıya defalarca gidilir..O da durumu traktörün Türkiye distribütörü (bundan sonra kısaca dis. diye anılacaktır. (bu günlerde çok sözleşme düzenleyip okuyorum) (ayrıca parantez içinde bu kadar parantez olmaz konu dağılıyo)) Türk Traktör'e iletir. Tabi si-ar-em lafta kalmaktadır..Biz size çevremizde dönüp iki tur atıcaz gibi cevaplar vardır..Verilen cevap küçük bir parçanın değiştirilmesi gerektiğidir..ki yurtdışından gelmesi gerekmektedir...İşte esas oğlanımız mühendis olmasının getirdiği analitik düşünce sistemi ile olaya yaklaşır...hemen internetten en yakın fabrikanın İtalya'da olduğunu öğrenir..Bu arada İngiltere'deki abisinden şirketin o ülkedeki dis. i ile bağlantıya geçip parçayı temin etmesini ister..Abisi İngilterraa dis. den sadece parçayı ister durumu anlatmaya gerek duymaz...Gelin görün ki müşteri memnuniyetini gerçekten şiar edinmiş İngiliz dis. durumdan kıllanır...durumu İtalya'ya sorar...ortada yamuk bir durum olduğunu farkederler (çok ayrıntıya girmeyelim) Onlar da durumu o ana kadar fazla iplemeyen Ankara'yı uyarırlar...sonra ne mi olur...Traktör yenisi ile değiştirilir...
Sonuçlar:
1. CRM , müşteri memnuniyeti, kalite gibi kavramları sadece sakız olarak kullanmayıp uygulayalım.
2. Avrupa'yı , batıyı örnek alıyorsan tam al...Departmanlarına süslü isimler koymakla onlarla yarışamazsın (Zaten öyle de bir niyet yok..Onlar üretsin biz satalım)
3. Esas oğlan bu olay sayesinde karizmayı artırır. Tüm Biga'da tanınır hale gelir. Traktörü ile sorunu olan fellik fellik onu aramaktadır :)
4. Maalesef esas oğlan şimdi askerdir...Senin adına bol bol 'in the army now' dinlemekteyiz...Safranbolu'da görüşelim bi ara ;)